Gözden kaçırmayın

Kılıçdaroğlu: 'Adalet Gerçekleşinceye Kadar Bedeli Ne Olursa Olsun Ödeyeceğiz'Kılıçdaroğlu: 'Adalet Gerçekleşinceye Kadar Bedeli Ne Olursa Olsun Ödeyeceğiz'

Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Adalet Komisyonu’nda görüşülen “Çerçeve Yasa” teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tanrıkulu, teklifin yarım asırlık çatışma döneminin sona erdirilmesine kapı aralaması nedeniyle önemli olduğunu ancak birçok açıdan eksiklikler taşıdığını söyledi.

“Bugün önümüzde bulunan teklif, büyük acılara sebebiyet vermiş yarım asırlık bir çatışma döneminin mutlak biçimde sonlandırılmasına kapıyı aralaması nedeniyle önemli, fakat son derece eksiktir.”

Teklifi eksik bulmasına rağmen desteklediğini vurgulayan Tanrıkulu, bunun temel nedeninin silahların bırakılması için hukukun bir kapı açması gerektiğine inanması olduğunu ifade etti.

“İpe un sermek gibi bir niyetim yok. Bu teklifi eksik buluyor, fakat destekliyorum. Destekliyorum, çünkü silahların bırakılması için hukuk bir kapı açmak zorundadır.”

“Çatışmanın yükünü istatistiklerden değil, insanların yüzlerinden öğrendim”

Diyarbakır’da doğduğunu ve uzun yıllar avukatlık yaptığını hatırlatan Tanrıkulu, Diyarbakır Barosu Başkanlığı görevi sırasında ve insan hakları alanındaki çalışmalarında faili meçhul cinayetler, köy boşaltmaları, gözaltında kayıplar, işkence ve çatışmalarda yaşanan can kayıplarına ilişkin çok sayıda dosyayla ilgilendiğini söyledi.

Tanrıkulu, çatışmanın yarattığı acıları doğrudan yaşayan insanlarla karşılaştığını belirterek, barışa verdiği desteğin siyasi bir hesap olmadığını vurguladı.

“Barışı desteklemek benim açımdan siyasi bir taktik değildir. Birilerine verilmiş bir taviz de değildir. Bu, yıllardır savunduğum yaşam hakkının gereğidir.”

“Toplumsal bütünleşme kanunun başlığında kalmamalı”

Tanrıkulu, teklifin silah bırakan kişilerin hukuki durumunu düzenlediğini ancak topluma dönüş sürecinin yeterince ele alınmadığını savundu.

“İnsanlar yalnızca savcılığa dilekçe vererek siyasal ve toplumsal hayata dönmüş olmayacak. ‘Toplumsal bütünleşme’ kanunun başlığında kalmamalı, maddelerinde karşılık bulmalıdır.”

Meclis denetimi güçlendirilmeli

Teklifte sürecin ağırlık merkezinin Meclis yerine yürütme olarak kurgulandığını ileri süren Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığındaki kurula geniş yetkiler verilirken Meclis İzleme Komisyonu’nun görevlerinin sınırlı tutulduğunu söyledi.

Tanrıkulu, sürecin yalnızca güvenlik bürokrasisinin yürüteceği bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirterek Meclis’in daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

“Meclis düzenli olarak bilgilendirilmeli, raporlar kamuoyuna açıklanmalı ve denetim yetkisi gerçek anlamda güçlendirilmelidir.”

“Altı aylık başvuru süresi yetersiz kalabilir”

Teklifte öngörülen altı aylık başvuru süresine de dikkat çeken Tanrıkulu, Irak, Suriye ve diğer ülkelerde bulunan kişilerin koşullarının birbirinden farklı olduğunu söyledi.

Süreçte güvenlik sorunlarının yaşanabileceğini belirten Tanrıkulu, başvuru süresinin gerektiğinde uzatılabilmesi gerektiğini ifade etti.

“Süre uzatılabilmeli; uygulama, insanları dışarıda bırakacak katı bir takvime dönüşmemelidir.”

“Barışın güvencesi hukuk ve toplumdur”

Barış sürecinin yalnızca devletin güvenlik kurumları üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Tanrıkulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk ve toplumun sürecin temel güvencesi olması gerektiğini söyledi.

“Barışın güvencesi yalnızca devletin güvenlik kurumları değil, esas olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk ve toplumdur.”

Tanrıkulu, teklifin kusursuz olmadığını ancak çatışmadan siyasete geçiş açısından önemli bir başlangıç olabileceğini ifade etti.

“Bugün burada kusursuz bir metne oy vermiyoruz. Kusurları giderilmesi gereken ama Türkiye’yi ölümden hayata, çatışmadan siyasete taşıma ihtimali bulunan bir adıma oy veriyoruz. İlk adımı, eksik de olsa atmak önemlidir.”

“Barışmayı öğrenme egzersizi”

Süreci bir “barışmayı öğrenme egzersizi” olarak gördüğünü belirten Tanrıkulu, bunun aynı zamanda Kürt meselesinin çözümünde güvenlikçi yaklaşımlardan uzaklaşma açısından önemli olduğunu söyledi.

“Bir tür egzersiz gibi görüyorum ben bunu. Barışmayı öğrenme egzersizi. Kürt meselesinin çözümü konusundaki güvenlikçi ezberden çıkma egzersizi.”

Tanrıkulu, geçmişte barış talebini dile getiren kişilerin suçlandığını ve hedef gösterildiğini belirterek, buna rağmen barış çağrısından vazgeçmediklerini ifade etti.

“Bir tek gencin daha yaşamını kurtarabiliyorsak...”

Barışın yalnızca siyasi bir hedef olmadığını belirten Tanrıkulu, çatışmanın sona ermesinin insan hayatı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

“Bir tek gencin daha yaşamını kurtarabiliyorsak, bir tek annenin daha kapısına acı haber gitmesini önleyebiliyorsak, siyaset bunun sorumluluğunu almak zorundadır.”

“Bu teklif bir son değil, bir başlangıçtır”

Tanrıkulu, teklifin kabul edilmesinin ardından demokrasi mücadelesinin de devam edeceğini söyledi.

“Bu teklif bir son değil, bir başlangıçtır. Biz bu başlangıca destek vereceğiz; ama bu iktidara karşı demokrasi mücadelesini de derinleştireceğiz.”

Türkiye’de gençlerin birbirine silah doğrultmadığı ve annelerin çocuklarının ardından ağıt yakmadığı bir geleceğin kurulması gerektiğini vurgulayan Tanrıkulu, hükümete yönelik eleştirilerini de sürdürdü.

“Çünkü bu ülkede artık gençlerin birbirine silah doğrultmadığı, hiçbir annenin çocuğunun ardından ağıt yakmadığı bir geleceği kurmak zorundayız.”

Tanrıkulu, mevcut iktidarın böyle bir gelecek vizyonuna sahip olmadığını savunarak, Türkiye’nin Kürt meselesinin yeniden siyasi hesaplara kurban edilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

“Mevcut iktidarın böyle bir gelecek ufku yok, biliyoruz. Fakat Türkiye'nin Kürt meselesini bir kez daha küçük hesapları için derinleştirmesine izin vermeyeceğiz.”